Temmuz 06, 2017

3 Mermi, 5 Uyku İlacı ve 1 Anestezi


Tarih, 05. 02. 1994.

O sabah kafasına 3 mermi sıkmıştı. 5 uyku ilacı ve 1 anesteziyle ayakta durmaya çalışıyordu. Gözlerinin altındaki çukurlarda çok kez boğulmuştu. Bir an durdu ve titreyen göz kapaklarını izledi. Uyuşuk kulakları hiçbir şey duymak istemiyordu. Yenmiş tırnaklarının içi dün gece yediği yemek parçalarıyla doluydu. O kadar karanlıkta kalmıştı ki, güneşi gördüğü an burnundan kanlar fışkırdı. 17 kez hapşurdu. Kafasına değil, vücuduna güneş geçmişti. Ayakkabı bağcıklarını bağlamaktan sıkıldığı için onları körelmiş bir bıçakla lime lime yapmıştı. Kapıyı kapattığı an yüzünü yıkamadığını fark etti. Ayakkabısını sildiği peçete ile göz çeperlerine sürdü ve yavaşça merdivenlerden indi. O sabah da aptal komşularını içtenlikle selamladı. Bunu yapmaktan pek hoşlanmazdı ama zaten hepimiz genellikle yapmaktan hoşlanmadığımız şeyleri yapmaz mıyız? Biri uzun, biri kısa ve parçalanmış bağcıklarla kaldırıma çıktı. Yürüdüğü yer bisiklet yoluydu fakat bu kimsenin umurunda değildi. Çünkü amaç günü bitirmekti. Yol kenarında her sabah aldığı 2 simit bir çay üçlüsünü tekrarladı. Durağa geldiği vakit otobüsün ilerde çoktan gittiğini fark etti ama en ufak bir tepki bile vermedi. Çünkü her sabah otobüse yetişirdi. Farklılık onun hoşuna gitmişti. O durağa her gelişinde gençlerin duvara işlediği yazı gözüne ilişirdi. "Her gün daha önce hiç yapmadığın bir şeyi yap!" bu söz onu güldürüp, düşündürüyordu. Bir an Kaykayla işe gitmeyi düşünmüştü ki çoktan otobüse binme sırasına girmişti. İçinde hep 1 lirası kalan otobüs kartını bugün son kez basacakmış gibi bastı ve boş yer olsa da ayakta yolculuk yapmak istedi. Aklı hala duvardaki yazıdaydı. Ve aklına her gün yaptığı tek farklı şeyin, otobüste gördüğü kızlara aşık olmak olduğu geldi. Son durakta ineceği için kulaklığını takıp müzik dinlemek istedi. Farklı bir müzik. "So dont, let them steal your light." sözleri kafasında tur atarken omzuna bir el tıkırdadı. Dönüp baktığında daha önce hiç görmese de görmüş hissiyatına kapıldığı bir kadınla karşılaştı. Kulaklığı çıkartmak yerine telefonu açıp müziği durdurdu. "Buyurun?" gibisinden bir surat ifadesini yakalayınca kadın "Hiçbir zaman doğru yolu seçemedin." diye bağırmaya başladı. Donup kalmıştı ve otobüsteki insanların bundan rahatsız olmadığını fark etti. "Anlamadım?" sorusunu sorunca kadın 3 mermi, 5 uyku ilacı ve 1 anestezi ile ayakta duran adama bir tokat attı. Attığı küçücük tokat adamın yüzünün sol tarafını mosmor yapmaya yetmişti. Gözlerinden yaşlar akıyordu. Kadın yerde ki adama tekmeler savuruyor, bir şeyin hıncını almak istercesine vurmaya devam ediyordu. Bayılmıştı. Uyandığında bayıldığı olay yerinden en uzak hastanede buldu kendini. Oda da, kendisi de bembeyazdı. Hala neler olup bittiğini anlamamıştı. Karşısında bir ayna vardı. Kendini görebiliyordu. Kafasında 3 delik ve bir çok yara izi vardı. Gözlerindeki ağırlığının normal olmadığını fark ettiği an yandaki sehpa da uyku ilaçlarını fark etti. Acıdan ağladığı günler olurdu ve anestezi bunun tek çaresiydi. Gözleri uzaktan sanki maske takmış bir adam gibi, kapkara gözüküyordu. Odaya beyaz bir kadın girmişti ve bir şeyler söylüyordu. Duymak istese de, söylenilenleri duyamıyordu. Ellerine baktı ve olaydan önce yediği 2 simidin susamları tırnaklarının arasında öylece duruyordu. Odadaki kadın biraz ağladıktan sonra pencereyi açmak için perdeyi aralayınca içeriyi güneş ışınları kaplamıştı. Gözleri kamaştı, hapşurdu ve burnu kanadı. Bugün günlerden şubat ayının 22'si idi. 17 gündür hastahanede yatıyordu. Ve her gün aynı şeyleri yaşamaya mahkum bir adam olarak, orada öylece yatmaya devam ediyordu. Hayatı boyunca yürüyemeyeceği yollar ve gidemeyeceği yerler birikmişti. Fakat o, orada öylece beklemek zorundaydı.

O gün o otobüse hiç binmemişti aslında. Hiç kaldırıma çıkmamıştı. Komşularına hiçbir zaman içtenlikle selam vermemişti. O kadını da hiç tanımıyordu.

Tarih, 22. 02. 1994.
Samet Tutal
Samet Tutal

Blogda fazlaca profesyonelim, hayatta bayâ acemiyim ve kendimle oldukça barışığım. Her şeyi eleştiren ve eleştirilmeye de açık bir insanım.

10 yorum:

  1. Mükemmeldi .
    Epeydir uğrayamadım şimdi okuyorum yazılarını.Kalemini hiç bırakma Sametcim sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. Blogda dikkat çekebilecek hikaye yazmak zor iştir. Sen bunu başarmıssın tebrikler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin Ferhat, beğenmene sevindim.

      Sil
  3. Bu tip yazılara çok yatkın bir kalemin var kardeşim.

    YanıtlaSil
  4. O nasıl bir giriş öyle. Çok güzeldi, Bukowski gibi yeraltına yakın bir dilin var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benzetmen hoşuma gitti, teşekkür ederim.

      Sil
  5. Samet merhabalar. Çok başarılı. Kalemine yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil